GİRİŞ

Kendilik Bilinci

Gözlem / İlim / Şahitlik

Serkant Dervişoğlu Yazıları

HİÇ AYAKTA DURDUN MU, KÜÇÜK PRENS?

Sanırım ve eminim ki, gerçek tevazu ve vakarla yaşayan insanlar, karşılarında sadece insan gören kişiler değiller. Onlar kıyamdayken, muhabbet içinde oldukları şeyin derin farkındalığında olan ulu kişiler. O yüzden bu insanlar ne kadar tevazu ve vakar halindeyse, bütün mevcudat da onlar karşısında aynı muhabbet içerisinde tevazu ve vakar içinde oluyor.

SEN DEĞİŞMEDEN HİÇBİR ŞEY DEĞİŞMEYECEK

"Huy çıkmazmış." Öyle bir çıkar ki, bir biyopsiye bakar — olursun melaike. Din, değişmemiz için geldi. Kendi içsel devrimimizi yapmanın zamanı gelmedi mi? Böyle sefil yaşanır mı? Bak aynaya artık. Popüler bir söz oldu: "Sevgi içimizde." Hakikaten orada. Ama onun için adım atman lazım. Orası mert, cesur insanların diyarı, er meydanı.

POPÜLERLİK KERVANINDA KENDİNİ YİTİRENLER

Ah dünya, bitmeyen istekler çeşmesinde boğulmak için yaratıldık sanki. Gittikçe maddi dünyanın sahte yalnızlığında kayboluyoruz. Her an değersizlik ve yetersizlik içerisinde boğulmayı bekleyen mahkûmlar gibi yargılanıyoruz sosyal çevremizin hâkimleri karşısında.

DÜDÜKLÜ TENCERE

Ya ben de yürüdüğüm bu yolda iddia ettiğim gibi dosdoğru mu gidiyorum yoksa bu saydığım rahatsızlıklar içinde olan insanlar gibi mi gözüküyorum? Çünkü bunlar bir yere gitmiyorlar, gidiyormuş gibi yapıp türlü sebeplerden sanki yürüyen merdiven tersine giden ama sürekli aynı yerde kalan varlıklar mıyız?

AH SAMİRİ YAKTIN BİZİ

İnançlı olmak gerçekten zordur. Eğer üzerine tefekkür etmeye ve samimi olmaya kalkarsan, lafla değil, hayatında yaşaman gereken bir gerçekliğe dönüşür. Bunu kabul etmek gerekir küçük prenses.

BEN GİDİYORUM DAĞLARA

Geldim, bozkır kokan eteğine… Önce dökülen yemişlerden verdin bana. Baktım şöyle… Titrek ve ölçmeye kudretimin yetmediği yüceliğine… Biliyordum, yükseklerde hiçbir şey yetişmez. Neyle doyuracaktın beni?

TEVEKKÜL YOLUNDA

Bazen anlamsızca hassaslaşırız; sebebi nedendir, bilemeyiz çoğu zaman. Aslına bakarsak bunu pek düşünemeyiz de. Marifetten saydığımız da çok olmuştur malum; hassaslık, şu zamanda çok kıymetli bir hal göstergesi değil mi, küçük prenses?

ALINDIN MI CİCİM BANA

Prens ve prenseslerin işi de zor hakikaten. Sana kral ve kraliçe dışında pek kimse bir şey diyemez, dominant bir eşe denk gelmediğin sürece. Bunlardaki problem, her istediklerinin genelde olması.

KÜÇÜK PRENS BİLGİ ÇAĞINDA KAYBOLURSA

Malum, hayat bilgi çağı. Çabucak ulaşabiliyoruz elhamdülillah, ne kadar şükretsek az. Rabbim teknolojinin kolaylığı vesilesiyle yağdırıyor. Çabuk ulaşıyoruz da ne oluyor sorusu: Ne işimize yarıyor bu kadar şey? Her şey hakkında konuşan gevezelere döndük.

VAROLUŞUN KENARINDA KOŞARKEN

Başımıza gelen hadiseleri küçük bir test gibi düşün istersen, büyük bir test ya da imtihan. Her ne olursa olsun, bizim bir şeyleri anlayıp keşfetmemiz için büyük bir fırsat gibi bak. Yoksa kolaya kaçarak yarattığın başka bir acınası kahraman için değil.

KİRLENMEK GÜZEL MİDİR ?

"Kirlenmek güzeldir" diye bir reklam sloganı vardı. Kulağa, kontrolcü ve temkinli ya da sürekli iyi görünmek gibi alışkanlıklarınız varsa pek de hoş gelmeyebilir. Ancak bu tutumun sizi sürekli gergin ve huzursuz bıraktığını düşününce, hayatı bu şekilde yaşamak yerine kendinizi biraz rahat bırakıp "kirlenmek" gerçekten de güzel olabilir.

RAMAZAN RETROSU

“Nerdesin, ben neredeyim? Neden bu kadar uzak düştük? Hep oradaydım, görmeyip kafanı çevirdin. Sana fırsat verdim; hep başın ağrıdı ve öfkeliydin, halsizdin ve başka şeylere zaman harcadın vakit geçsin diye. Kulağında ‘ben’ diyorsun ezanı beklerken. Halbuki miden de ve eski alışkanlıklarına döneceğin anı beklemekte.”

SAMİMİYET

Belki de samimi olmayı yanlış anlıyorum; olamaz mı ? Bal gibi olur ya da karşı taraf bunun ne olduğunu bilemez. Sen, ona içten, paylaşımlı olarak yaklaştığında, karşı taraf bunun tam anlamını kavrayamadığı için, senin gibi duygularını döktüğünde kendinden bir şeyler açık ettiğine inanır ve bu durumu örtbas edecek, adeta üstüne geçecek bilgi peşine düşer.