Haf─▒zam beni yan─▒ltm─▒yorsa 1840’larda bir bahar günüydü. Ney sesleri tatl─▒ tatl─▒ m─▒r─▒ldanmalardayd─▒. Galata Mevlevihânesinin bahçesinde ku┼člarda bu kadim diyar─▒n seslerine ayak uydurmu┼č bir haldeyken Dede Efendi ile kar┼č─▒la┼čt─▒k. Hani “Bizim Dede” biliyorsunuz i┼čte o. Yoksa bilmiyor musunuz? Nas─▒l yani O’nu tan─▒mayan m─▒ var?

O zaman size biraz ondan bahsedeyim. Pek ho┼članmaz asl─▒nda kendinden bahsedilmesinden. Bakmay─▒n o da ayr─▒ bir edep meselesi. Bizim gibi eski adamlar─▒n köklerini Tanr─▒’ya vard─▒rmak olan zamanla gelenekselle┼čen sonlara do─čru k─▒r─▒nt─▒lar─▒ kalan ve hayat─▒m─▒zda neden yapt─▒─č─▒m─▒z─▒ tam bilmedi─čimiz ama vazgeçemeyip kulland─▒─č─▒m─▒z kelimeler veya kavramlar. Belki de bilemedi─čimiz, türetemedi─čimiz, hepsi ayr─▒ ayr─▒ dü┼čünene.

Velhas─▒l Dede Efendi biz ona böyle diyoruz ama kendisinin esas ad─▒ ─░smail. Bazen onu Hamamizade ─░smail Dede Efendi diye duymu┼čunuzdur. K─▒saca ben Dede Efendi diyece─čim. Babas─▒ güzel adamd─▒. Süleyman A─ča ┼×ehzadeba┼č─▒’ndaki Acemo─člu Hamam─▒n─▒ i┼čletirdi. Onun hamam─▒ sayesinde maddi manevi rahatlayan nice Müslümanlar huzurla sokaklarda yürüdüler. Allah raz─▒ olsun. Bana ┼čunlar─▒ anlatt─▒: Hamamdan insanlar gidince göbek ta┼č─▒n─▒n ortas─▒na geçer saatlerce ┼čark─▒, türkü, ilahi gönlüme ne geliyorsa onu söylerdim. Babam beni zorla kovar ba┼č─▒m─▒za i┼č ç─▒kartacaks─▒n malum hamamlarda cinler oldu─čuna dair çok rivayet var. Ko┼čard─▒m eve annem Rukiye Han─▒ma. Bir posta da ondan i┼čitirdim. Evde de bir kaç saat okuduktan sonra annem daha da fena k─▒zard─▒, gece gece virtüöz mü olacaks─▒n, in çabuk a┼ča─č─▒ derdi. Nurlar içinde yats─▒n.

Hekimo─člu Ali Pa┼ča Camii’nin biti┼či─čindeki Çama┼č─▒rc─▒ Mektebi’nde tahsilini tamamlad─▒ktan sonra Defterdarl─▒kta Ba┼č Muhasebe Kalemi’nde kâtip muavini olarak çal─▒┼čmaya ba┼člad─▒ Dede Efendi.  Pek o tarakta hevesi yoktu ─░smail’in. Hesap kitap i┼činde, içten içe s─▒k─▒l─▒yordu. Bir yandan sesinin güzelli─či, ö─črencili─či, hep ilahici ba┼č─▒ olarak geçirdi zaman─▒n─▒. Tabii hamamda okuya okuya aç─▒lm─▒┼čt─▒ sesi. S─▒n─▒rlar─▒n─▒ o zamanlar a┼čt─▒─č─▒n─▒n ve ke┼čfetti─činin fark─▒ndayd─▒.

Bizim ─░smail’i asl─▒nda babam─▒n da pek yak─▒n arkada┼č─▒ olan musiki┼činas Anadolu Kesedar─▒ Uncuzâde Mehmed Emin Efendi bizimkisini bir merasimde dinleyip be─čenmi┼č. Bu çocukta bir i┼č var demi┼č. Mehmed amcaya uyan─▒k adam, ke┼čfet, piyasa i┼čleri falan derken Unkapan─▒ piyasas─▒ O’nun sayesinde büyüdü.

Bir gün evine ziyarete gittim. Süleyman amca vefat etmi┼č ve aradan bir süre geçmi┼čti. Rukiye anne kahvelerimizi verdikten sonra bana gizlice aç─▒ld─▒:

- “Azizim biliyorsun benim musikiye olan dü┼čkünlü─čümü. Defterdarl─▒ktaki kâtip i┼či de can─▒m─▒ çok s─▒k─▒yor ve en önemlisi Hz Mevlana’ya olan sevgimi, muhabbetimi ve a┼čk─▒m─▒ biliyorsun. Ben bu hamam─▒ filan sat─▒p bir k─▒sm─▒n─▒ valideme di─čer k─▒sm─▒n─▒ yeni kap─▒ asitanesine vakfedip tekkeye çileye soyunaca─č─▒m” dedi.

- Rukiye anne seni mahveder. Hele bir de hamam─▒ sataca─č─▒n─▒ duyunca ç─▒ld─▒racak ama sen a┼čk─▒n─▒n pe┼činden ko┼č,  a┼čk─▒n ziyade olsun dedim ve ayr─▒ld─▒m.

Bizim Dede Yeni kap─▒ Mevlevihanesine intisap ederek 1001 günlük çileye soyundu. Gelene─če göre 18 fakl─▒ i┼č kolunda çal─▒┼čarak, çile ç─▒kard─▒. Çilesi bitince “Dede” ünvan─▒ ald─▒, yani dedeli─či oradan geliyor. Mevlevilerde bir makam bu, isterse dergâhta kalabilir ve odas─▒ olur hizmete devam eder, isterse d─▒┼čar─▒daki hayat─▒na devam edip belli günlerde dergaha gelip giderek maddi manevi kendisini geli┼čtirmeye ve hizmet etmeye devam eder.

Tabi bizim Dede öyle bir yere dü┼čtü ki. Musiki aç─▒s─▒ndan cihan imparatorlu─čunun merkezine, âdeta müzisyenler için bir cennet. Her biri bir buradakilere tutunarak onlarla beraber miraca ç─▒kt─▒lar─▒ bir f─▒rlatma üssü gibi. Devrin en iyi müzisyenleri orada bu zatlar─▒n manevi halleriyle ba┼čka bir âlemin kap─▒s─▒n─▒ musiki anahtar─▒yla açt─▒klar─▒ büyük üstadlar─▒n yan─▒nda yeti┼čti.

Y─▒llar sonra Tanburi Cemil Bey’in “Ke┼čke Dede Efendi döneminde ya┼časayd─▒m” demesinin sebebini daha iyi anlayaca─č─▒z. Bizim Dede arkas─▒na ald─▒─č─▒ Hz. Mevlana rüzgâr─▒ tennüresine vurdukça ┼×eyhi büyük insan ve müzisyen Ali Nutki Dede’nin feyzi ve karde┼či Abdülbaki Nas─▒r Dede’nin ─░srafil’in sura üflemesi gibi neyinden ç─▒kan a┼čk ate┼či onun zarif, nazenin, narin, hassas, latif ruhunda var olan k─▒v─▒lc─▒m─▒ büyük bir ate┼če çevirdi.

Dede, geçirdi─či bu günlerde sözleri kuzenim olan Keçecizade ─░zzet Molla’ya ait olan ilk bestesini yapt─▒ ve olan olmaya ba┼člad─▒. Bana ilk okudu─ču günü hat─▒rl─▒yorum. Ola─čanüstüydü. Okurken gözya┼člar─▒ durmuyordu. Postni┼čin Ali Nutku Dede ve Nas─▒r Dede bay─▒lm─▒┼člard─▒. Bakmay─▒n Yeni Kap─▒ Asitanesi devrin büyükleri, entelektüelleri, müzisyenleri devlet adamlar─▒ taraf─▒ndan s─▒kça ziyaret edilen, bilgi al─▒┼č veri┼či yap─▒lan, feyz al─▒nan bir yer haliyle. ─░smail’in bu bestesi tarihi yar─▒m adada h─▒zl─▒ca yay─▒ld─▒. 

Zülfündedir benim baht-─▒ siyah─▒m

Sende kald─▒ gece, gündüz nigâh─▒m

─░ncitirmi┼č seni me─čer ki ah─▒m

Seni sevdim odur benim günah─▒m

“Saçlar─▒ndad─▒r benim baht─▒m─▒n karas─▒. Gece gündüz sana bakakald─▒m

Ac─▒nmam incitirmi┼č seni me─čer. Seni sevmektir benim günah─▒m”

Tabi Dede için küçük bir suya at─▒lan ta┼č damlas─▒ gibi gözüken beste bu kadar duyulunca Padi┼čah Dedeyi huzuruna ç─▒karmak istedi ama bir problem vard─▒. 1001 gün çilesini bitirmemi┼čti. Buran─▒n bir tekke oldu─čunu unutmamam─▒z gerekiyor, bir nefis terbiyesi meselesi var. Hatta baz─▒ görevlerde kesinlikle konu┼čulmaz. Çar┼č─▒ görevi mesela, dervi┼č çar┼č─▒ya gönderildi mi esnaf bunun nev niyaz yani yeni dervi┼č oldu─čunu bilir lafa tutmaz idi. ┼×imdi böyle problemler varken Dedenin de saray─▒n cazibesine kap─▒lma durumunu göz önüne alan Dedeler ve ┼čeyhi bu özel durumu iyice dü┼čünmek zorundayd─▒.

Dede Efendi üzerinde ta┼č─▒m─▒┼č oldu─ču asalet ve dervi┼čane halin onda bir de─či┼čikli─če sebep olamayaca─č─▒na kanaat getiren büyükleri, Dede’yi nadir gözüken bir istisnayla saraya gitmesine izin verdiler. Nas─▒l heyecanl─▒ oldu─čunu, elinin aya─č─▒n─▒n birbirine girdi─čini, huzura koca cihan imparatorunun kar┼č─▒s─▒nda olman─▒n getirdi─či ve üzerinde ba─čl─▒ oldu─ču yolun sorumlulu─čunu ta┼č─▒man─▒n kalbinin h─▒zl─▒ at─▒┼č─▒n─▒ anlatt─▒─č─▒nda hala ayn─▒ heyecan─▒ ya┼č─▒yordu. Tabi ki çok memnun olmu┼člar böyle genç bir adam─▒n, dervi┼čin muazzam yetene─či kar┼č─▒s─▒nda etkilenmemek mümkün de─čildi.

Dede zaman geçtikçe çilesi de bitince tan─▒nan bir adam olmu┼čtu, art─▒k saray ikinci evi haline bile gelmi┼čti. Daha sonralar─▒ edebiyat─▒n büyük üstad─▒ divan ┼čiirinin tart─▒┼č─▒lmaz devi ┼×eyh Galib de çok yak─▒n arkada┼č─▒ olmu┼čtu. Bak, k─▒skand─▒─č─▒m─▒ dile getireyim çok s─▒k bulu┼čmaya ba┼člad─▒lar. Bizimkisi ┼×ey Galip, 3.Selim ayr─▒lmaz olmu┼člard─▒. Her biri ┼čair, bestekâr, müzisyenlerdi ve Mevlevilerdi. Anlayaca─č─▒n─▒z tam yol arkada┼čl─▒─č─▒yd─▒ onlar─▒nki. Bir araya gelince sohbeti hayal bile edemiyorum. Beni de birçok kez davet etmi┼čti ama bir türlü nasip olmad─▒.

Ama Dedeyi Ayini ┼×erifte izlemeniz gerekir. ─░nan─▒lmaz bir ses. Ayinhan, Naathan ve Kudumzenba┼č─▒, bir orkestra ┼čefi gibi. Mevlevi ayinlerinde di─čer tarikatlarda oldu─ču gibi zikri yöneten bir zakir ba┼č─▒ yoktur. Çünkü cehri zikir yani sesli bir zikir yap─▒lmaz. Sema edilir, semazenler her bir ad─▒mda çok hafif duyulacak bir ┼čekilde Allah ismi celalini söylerler, o ad─▒mlar─▒ da kudumzenba┼č─▒n─▒n her bir usule uygun ritmine denk getirecek ┼čekilde müzikle ahenk içinde yaparlar. Hal böyle olunca zakir ba┼č─▒ kudumzen ba┼č─▒ oluyor, ritmi o ayarl─▒yor. Bana kal─▒rsa Dedenin besteledi─či ayinlerin bir k─▒ymeti Sema da ç─▒kard─▒─č─▒ için çile süresi içerisinde bütünüyle hakim oldu─čundan bestelerinin bugün bile bu kadar heyecanla dinlenmesi ve sema edilmesinin sebebi semazenlerin nas─▒l ad─▒m atmaya ruhlar─▒n─▒ itici gücü olan notalar─▒ ve ritmi güfteleriyle inan─▒lmaz ┼čekilde harmanlamas─▒ndan kaynaklan─▒yor. Hele o Hüzzam Ayini yok mu? Dede bu hüzzam Ayinini 3. Selim’in katledilmesinden sonra, garibim kendini neyiyle savunmu┼č k─▒l─▒çl─▒ yeniçerilere kar┼č─▒. Bir müzisyen için korkunç bir sahne, ya┼čad─▒─č─▒ yo─čun üzüntüden dolay─▒ Yenikap─▒’daki hücresinde bir gece de besteledi. Gözya┼člar─▒ notalara döküldü onunla beraber. Bütün canlar ayinde âdeta h─▒çk─▒ra h─▒çk─▒ra a─člad─▒k. Meydan sel oldu ve bir girdap gibi içine çekti bizi.

Dedenin bir özelli─či vard─▒. Ayine ba┼članaca─č─▒ zaman hangi ayin okunaca─č─▒n─▒ kimse bilmezdi, o Naat ┼čerifi hangi makamda okursa irticalen yan─▒ndaki müzisyenler anlard─▒. Bu ara da küçük bir anekdot vereyim yan─▒ndaki müzisyenler Dedenin yeti┼čtirdi─či ö─črencilerdi. Her biri Türk müzi─či için çok önemli bestekârlar. Örnek verecek olursam Dellâlzâde ─░smâil Efendi, Mutafzâde Ahmed Efendi, Ya─čl─▒kç─▒zâde Ahmed A─ča, ┼×âkir A─ča, Hamparsum Limonciyan, Hac─▒ Ârif Bey, Eyyûbî Mehmed Bey, Çilingirzâde Ahmed A─ča, Nikogos A─ča, Suyolcuzâde Sâlih Efendi, Yeniköylü Hasan Efendi, Behlûl Efendi, Hâ┼čim Bey, torunu Sermüezzin Rifat Bey, Gelibolu Mevlevîhânesi ┼čeyhi Hüseyin Azmi Dede ve Zekâi Dede en me┼čhurlar─▒d─▒r. Onlar─▒ da kendine fena benzetti.  Bu mutr─▒bdaki canlar hangi makam ve kimin bestesi oldu─čun hemen idrak eder ve ayini okumaya ezberden ba┼člarlard─▒.

─░kinci Mahmud zaman─▒ bir olay ya┼čanm─▒┼č Ramazan ay─▒nda, can─▒ s─▒kk─▒n s─▒kk─▒n geziniyor ortada.

- “Hay─▒rd─▒r Dede dedim, nedir bu halin, kim can─▒n─▒ s─▒kt─▒ bu kadar?”

- “Hiç sorma azizim. Sadaret penahi efendici─čimiz bana canavar demi┼č. Allah a┼čk─▒na benim nerem canavar, oldu mu hiç” dedi.

- “Hele otur ┼ču i┼či ba┼čtan bir anlat, ne oldu tam.” dedim.

 Bizim i┼č bilmez k─▒skanç saray imam─▒ sözde Sultan─▒n gözüne girmek için dümen çevirmek istemi┼č. Önceden de söylemi┼č kelle gitmesin diye. “Ben Dede’yi alt edip, rezil edece─čim” diye.

Ben de dedim,

-“Nerede  nas─▒l yani, hadsiz.”

-“Musiki defterlerini kar─▒┼čt─▒r─▒p, bilinmeyen, bestesi olmayan bir makam bulup, onunla Teravih namaz─▒n─▒ k─▒ld─▒r─▒p, bitiminde ilahi okuyaca─č─▒z ya.”

-“Evet”

- “Bizde o makam─▒ bilemeyece─čiz ve ilahi okumay─▒nca sus pus kal─▒p rezil olaca─č─▒z. ┼×aka yapacak yani.” dedi.

 Yuh art─▒k milletteki kafaya bak. Dede ç─▒ld─▒rm─▒┼č, bu imam i┼či gücü yok mu padi┼čah─▒nda oldu─ču Teravide ┼čöhretine gölge dü┼čürmek istemi┼č.

-  “Zaten olay ondan sonra ba┼člad─▒ dinle bak” dedi. “He sana ba┼čtan söyleyeyim azizim, ben imama tak─▒lmad─▒m. Sultan─▒m─▒z─▒n bana canavar demesine tak─▒ld─▒m. Onu unutma. ─░mam─▒ bak nas─▒l hallettik dinle” diyerek devam etti.

 Bu ara Dede cumhur müezzini ve yan─▒nda en az on ki┼či kadar okuyan adam var Teravih Namaz─▒n─▒ idare eden. ┼×imdi ─░mam Ferahfeza ad─▒nda bir makam buluyor mecmular─▒ kar─▒┼čt─▒r─▒rken, o dönemde pek, belki de hiç bilinmiyor. Çok az beste yap─▒lm─▒┼č, neredeyse kaybolmu┼č bir makam. Fatiha’dan sonra zamm─▒ sure okurken bu makama iyice geçi┼č yap─▒yor. Tabii huzurunda bulunanlar─▒n ruhlar─▒ ferahl─▒yor ve yeni bir seyir olmas─▒ itibariyle ruhlar─▒ co┼čuyor ama bizim müezzin mahvilinde tehlike çanlar─▒ çalmaya ba┼čl─▒yor. Çünkü kimse ilahi bilmiyor bu makamda. Hatta imam bunlar─▒n namaz─▒n─▒ da yakt─▒, çünkü ne yapaca─č─▒z diye kara kara dü┼čünmeye ba┼člad─▒lar. ─░┼čin kötüsü namaz esnas─▒nda konu┼čmuyorsun. Kimse Dede ne yapaca─č─▒z, ne bu ┼čimdi de diyemiyor, vahim bir durum. ─░mam sa─ča sola selam verirken Dede bunlara k─▒s─▒k bir sesle herkes bana uysun diyor.

Dede ilahiye giriyor, ba┼čl─▒yor okumaya. Ekip zehir, hemen anl─▒yor ve onlarda ayak uyduruyor. Gümbür gümbür okumaya ba┼čl─▒yorlar. Cemaat manevi havadan hüngür hüngür a─čl─▒yor. Sultan k─▒s k─▒s gülüyor. ─░mam hap─▒ yuttu yine duvara toslad─▒, z─▒r─▒l z─▒r─▒l içine hassaten a─čl─▒yor. Teravih sonras─▒ hep berber Padi┼čah mahvilinde kahve ve sohbet merasimi olur. Yak─▒n çevresinin orada Padi┼čah imama dönüp “Ben sana demedim mi imam Dede’yi alt edemezsin, o bir canavar” diye. ─░┼čte bizim Dede buna bozulmu┼č. Narin, latif, hassas adam tabi böyle çirkin ucube hayvana benzetildi diye k─▒r─▒lm─▒┼č.

Yaln─▒z bu olay─▒n bir taraf─▒ var. Padi┼čah─▒m─▒z “Bu makam ne” diye sormu┼č, “çok be─čendim bunu Dede” demi┼č. O da “k─▒ymetli ┼čevketli sadaret penahi efendimiz bu ferahfeza makam─▒” demi┼č ve aç─▒klam─▒┼č. Padi┼čah “O zaman senden rica ediyorum bu makamda bir Ayin-i ┼×erif besteleyin” demi┼č. Bizimkisi de pek istekli olmasa da istemeye istemeye emir büyük yerden gelmi┼č diye besteyi yapm─▒┼č. Genelde Mevlevi Ayin bestekârlar─▒ manevi bir i┼čaret do─črultusunda ayin bestelerler. Bu böyle ipek mendile yaz─▒lm─▒┼č istek parça gibi olunca rahats─▒z olmu┼č. Ne yaps─▒n koskaca cihan imparatorunu k─▒racak de─čil ya. 3. Selim kadar samimi olmasa da bir muhabbeti var yine de.

Ismarlama olan bu ayini dostlar─▒na da payla┼čt─▒rarak ortaya ç─▒kt─▒. Hele o Pe┼črev yok mu, aman Allah’─▒m adam─▒n gönülsüz yapt─▒─č─▒ bile efsane olmu┼čtu. Benim favorim bu, kendisine de söyledim. “Bak azizim bunlar beni benden al─▒yor Hüzzam, Bestenigar ve Ferahfeza” diye. O da tebessüm ederdi.

Yenikap─▒’da Padi┼čah─▒n davetiyle bestelen bu muhte┼čem Ferahfeza ayini herkes taraf─▒ndan çok be─čenilmi┼čti. Sultan─▒m─▒z da uyan─▒k insand─▒. Dede’nin ona kar┼č─▒ k─▒rg─▒n oldu─čunu biliyordu ve onunla hususi konu┼čarak gönlünü almas─▒n─▒ bildi.

Dede sadece Mevlevi ayini de─čil ilahi, köçekçe, la dini dedi─čimiz din d─▒┼č─▒ müzik ve ┼čark─▒lar bestelerdi. Asl─▒nda müzi─činde s─▒n─▒rlar─▒ kald─▒rm─▒┼čt─▒, eserlerinde evrensel izler bulabiliyordunuz. Muhtemelen ┼čehre festivallere gelen ba┼čka milletlerin müziklerini de duyuyor hatta hususi dinlemeye gidiyordu.

Bir gün dost meclisinde oturuyorduk. Dede Mâ sûfiyân-─▒ rahim mâ tabla-hâr-─▒ ┼čâhîm Payende dâr yârab in kâserâ vu hanrâ dedi (Biz yoldaki sûfîleriz, padi┼čah─▒n sofras─▒nda yemek yiyenleriz. Yarabbi, bu kâseyi, bu sofray─▒ daimî k─▒l) bizimkisi bulundu─ču havan─▒n feyzi ile anla┼č─▒lan mutlu idi ve içinden Pirimize ait olan bu beyiti söyledi. Genelde sofra duas─▒nda okuruz Mesnevide geçen bu beyti ama bir araya geldi─čimiz zamanlarda da sohbetimizin feyzini ve ┼čükrünü bilmek ad─▒na da söyleriz. Laf laf─▒ açt─▒ ya muhterem. Haz─▒r padi┼čah dedin, ilginç bir hadise var m─▒ deyince, geçenlerde sultan─▒m─▒z Kule Kap─▒ Mevlevihanesinde mahvilde oturuyoruz, sohbet pek güzeldi, ba┼č─▒n─▒ dizime uzatt─▒ ve dedi ki “Dede Hüdavandigar efendimizin kerametlerinden bahseder misin” diye niyazda bulundu. Dedim ki “Onun zaman─▒ndakilerden mi, ┼čimdikilerden mi?”. Bunu duyunca hemen heyecanla aya─ča dikildi. “Nas─▒l yani bugünde mi var” dedi, tabi dedim. “ Koskoca cihan imparatoru benim gibi aciz bir adam─▒n dizine ba┼č─▒n─▒n koymu┼č bundan daha büyük keramet olur mu?” dedim ve gözleri doldu. H─▒rkam─▒n üzerine ikimizin gözya┼člar─▒ sel oldu azizim.

Dede musiki konusunda hassast─▒. Büyük bir ummand─▒ desek az bile kalabilir.  O s─▒ralarda padi┼čah─▒m─▒z─▒n bat─▒ müzi─čine ilgisi artm─▒┼čt─▒. Sarayda bat─▒dan gelen ecnebi müzisyenleri getirip onlar─▒ dinleyip keyif de al─▒yordu. San─▒yorum Kapal─▒ Çar┼č─▒’da bir arkada┼č─▒mdan duymu┼čtum. Donizetti Pa┼ča’dan çald─▒─č─▒ eserleri dinliyormu┼č. Sonras─▒nda Galata Mevlevihanesi’ndeki mukabeleden sonra Dede’yle kahve e┼čli─činde sohbete koyulduk. Ba┼čka canlar ve Dedeler de vard─▒. “Azizim bu ecnebiler Vals diye bir ┼čey çal─▒yordu” diyor. Sultan─▒m─▒z─▒n da pek ho┼čuna gitmi┼č bu lak─▒rd─▒. Sonra Dede’ye bana dönüp dedi ki “Bizim niye böyle eserlerimiz yok?”  Dedenin can─▒ pek s─▒k─▒lm─▒┼č. “Sanki usul ve beste aç─▒s─▒ndan çok maharetli i┼čmi┼č gibi k─▒zd─▒m. Aç─▒kças─▒ tepem att─▒ da biraz bana 5 dakika mühlet verin k─▒ymetli ┼čevketli sultan─▒m” dedim diyerek anlatmaya devam etti.

“ Yine bir gülnihali besteledim ve icra ettik” dedi. Hepsi mosmor oldular. Sonra “Azizim bakma bu oyunun tad─▒ kaçt─▒ art─▒k ve Allah nasip ederse Hac vazifemi yerine getirmek için yola revan olaca─č─▒m pek yak─▒nda, haklar─▒n─▒z─▒ helal ediniz” dedi.

─░çim burkuldu, Dede küsmü┼čtü belli etmiyordu ama çok k─▒rg─▒nd─▒. Öyle bir helallik istedi ki onu son görü┼čümüz gibiydi. Belki helallik gerçekten böyle istenmeliydi. Bu hal üzere son kez görü┼čecek gibi Kadir-i Mutlak’la berabermi┼č hali üzere.

Dede haz─▒rl─▒klar─▒n─▒ yapt─▒ ve bir kaç arkada┼č─▒ ile beraber Sürre alay─▒na kat─▒ld─▒. Uzun bir yolculuk olacakt─▒ 6 ay gidilen her bir ad─▒mda terk edilen ve yakla┼č─▒lan muazzam bir ruh göçü. Dede gitti─či her yerde co┼čku ve hürmetle kar┼č─▒land─▒. Onun musiki dünyam─▒za kazand─▒rd─▒klar─▒ ruhlar─▒m─▒z─▒n derman─▒ olmu┼č, besteleri ondan sonra gelecekler için büyük bir köprü görevi görmü┼čtü.

Aradan uzun bir süre geçti. Kurban bayram─▒ yakla┼č─▒yordu ve yüreklerimize ate┼č gibi dü┼čen ac─▒ haber gelmi┼čti. Aziz Dostum Dede Efendi kurtulamad─▒─č─▒ kolera hastal─▒─č─▒na yenik dü┼čmü┼čtü ve bu dünyadan göçmü┼čtü. Ne diyece─čimizi bilemiyorduk. Gidi┼činde bir tuhafl─▒k vard─▒ adeta, bo┼čuna de─čilmi┼č. Büyük bir hazine idi. 500 yak─▒n eser, yeti┼čtirdi─či ö─črencileri, onu dinleyip feyz alan insanlar, hepimiz derin bir üzüntü içindeydik. Sonra çok sevindirici bir haber ald─▒k. Müminlerin Annesi Hz. Hatice Validemiz ona kucak açm─▒┼čt─▒ ve ayakucuna s─▒rlam─▒┼člard─▒ Dedeyi. Ruhun ┼×ad olsun Aziz Dost

 

Vakt-i ┼čerif hayr ola,
Hay─▒rlar feth ola, ┼čerler def‘ ola.
Dervî┼č Hammâmîzâde ─░smail Dede Efendi karde┼čimizin rûh-─▒ revân─▒ ┼čâd u handân, mazhar-─▒ afv u gufrân, garîk-i rahmet-i Yezdân, nâil-i ravza-i r─▒dvân, hâcesi ho┼čnûd, mazca─▒n─▒n râhat─▒ müzdâd ola.
Dem-i Hazret-i Mevlânâ,
s─▒rr-─▒ ┼×ems-i Tebrîzî,
kerem-i ─░mâm-─▒ Alî hû diyelim hûûû. 

9 Ocak 1778 - 29 Kas─▒m 1846

Yaz─▒y─▒ Be─čen :     2
Payla┼č :