Dünya liderlerine bakın. Biraz üzerlerine gidildiğinde, mevcut durumun değişmesini ve kendi kurdukları sistemin bozulmasını istemedikleri için, bunu hissettirdiğinizde hep bir korku ve tehlike algısı yaratırlar ki kendileri orada hep dursun diye
Âlemde birbirine dokunmayan bir şey yok. Görünmeyen iplerle bir tesir hâlindeyiz sanki; beynin nöronları arasındaki akımların birbirine sinyal göndermesi gibi.
Hayat, gürül gürül akan bir nehirken, “ya boğulursam” korkusuyla kıyıda donup kalmak, suya hiç değmeden soğuktan titremektir.
Sizin en çok muhabbet duyduğunuz, kutsiyet atfettiğiniz esere salih niyetle, yol gösterici olarak açılan sayfa; ayet ya da beyit, temiz bir kalbe cevap verir. Çok defa denenmiş ve muazzam cevaplar alınmıştır. Alınmaya da devam ediyor, çok şükür.
Derdi olanlara sevinmeleri çok şükür; Rabbiyle beraber olacak olmanın sevinci… İlla derdi olacak diye değil elbette. Derdi nasıl anladığımız da tartışılır. Kenan Rufai’nin dediği gibi: “Dert isterim, sanma ki dert ararım ben.”
Belli aralıklarla gittiğim bu yerde; aç, susuz, adeta oruçlu bir şekilde, maddî ve manevî bir arınma ve uzletten sonra gelen bu hâl neydi, bana ne diyordu?
Zor gerçekten; insanlar neler çekmiş. “Bunlar cahil” diyorsun… Peki şimdi çok mu farklı? Açıkça olmasa da sayısız tanrı var artık. O kadar şeye tapılıyor ki eskiler masum kalır. Onlar ne biliyorsa onunla yaşadı.