GİRİŞ

Kendilik Bilinci

Gözlem / İlim / Şahitlik

KENDİLİK BİLİNCİ OKULU

KÖLE TACİRLERİ

Dünya liderlerine bakın. Biraz üzerlerine gidildiğinde, mevcut durumun değişmesini ve kendi kurdukları sistemin bozulmasını istemedikleri için, bunu hissettirdiğinizde hep bir korku ve tehlike algısı yaratırlar ki kendileri orada hep dursun diye

DUYGUSAL FELÇ

Hayat, gürül gürül akan bir nehirken, “ya boğulursam” korkusuyla kıyıda donup kalmak, suya hiç değmeden soğuktan titremektir.

UNUTULMUŞ DEFTER

Sizin en çok muhabbet duyduğunuz, kutsiyet atfettiğiniz esere salih niyetle, yol gösterici olarak açılan sayfa; ayet ya da beyit, temiz bir kalbe cevap verir. Çok defa denenmiş ve muazzam cevaplar alınmıştır. Alınmaya da devam ediyor, çok şükür.

DALGALAR HALİNDE HAYRET

Derdi olanlara sevinmeleri çok şükür; Rabbiyle beraber olacak olmanın sevinci… İlla derdi olacak diye değil elbette. Derdi nasıl anladığımız da tartışılır. Kenan Rufai’nin dediği gibi: “Dert isterim, sanma ki dert ararım ben.”

NİDA GELENE KADAR

Belli aralıklarla gittiğim bu yerde; aç, susuz, adeta oruçlu bir şekilde, maddî ve manevî bir arınma ve uzletten sonra gelen bu hâl neydi, bana ne diyordu?

İNEKTEN KURTULDUK, NEFİSTEN KURTULAMADIK

Zor gerçekten; insanlar neler çekmiş. “Bunlar cahil” diyorsun… Peki şimdi çok mu farklı? Açıkça olmasa da sayısız tanrı var artık. O kadar şeye tapılıyor ki eskiler masum kalır. Onlar ne biliyorsa onunla yaşadı.

HERKESİN KABI VAR, AMA MENÜ SÜRPRİZ

Her şeyden ve her yerden, dilediği yerden ve dilediği vasıtayla tecelli eder. Buna mukabil işiten ve okuyan bireyler farklı şekillerde idrak ederler. Herkes, Allah’ın elindeki vasıtalarla hem büyük bir şükran içinde olur hem de kibirlenmekten korunur. Bu, muhteşem bir hâl; küçük prens.

YOL- OL- O

İnsanın kutlu yolculuğu, dağlardan gelen sular gibi nasibiyle buluşana kadar; türlü yerlerden, zorluklardan ve kolaylıklardan, neşelerden ve ıstıraplardan geçerek ilerler.

KAFALAR PATETES

Mest-i cânân olmuşlar, bülbül gibi şakıyorlar. Derdiyle, gamıyla yanan gönülleri divane olmuş. Mutlu, kutlu, şerefli; etrafı aydınlatan birer ulu şahsiyete dönüşmüşler. Ondan gayrı bir düşünce mümkün değil. Onları kodlayacak tek şey Cenab-ı Hak.

GERGİN GERİLLA

Karşımda, tozun ve dumanın içinden bana bakan bir çift göz vardı. Ama bu gözler bir heykele ya da bir düşmana ait değildi. Kristal bir berraklıkla parlayan devasa bir ayna, az önce ektiğim tüm o kibri, korkuyu, kıskançlığı ve öfkeyi yüzüme çarpıyordu.

YAĞMURLU BİR SABAH

Sen, Allah'ın nazargâhı olan; temiz, nurdan ve nur üstüne nur olan insan-ı kâmilin "esas akıl" dediği yeri, inşirah suyuyla yıkayıp onun sevgisi, muhabbeti ve nuru ile doldurursan; geriye bunları düşünecek bir zerre bile kalmaz. Kalmadığı gibi sen bile kalmazsın.

HEDEF ŞAŞIRTMA

Anlamıyorum diye anlamazsın. Her olayı bu kadar kişisel algılarsan hadiseleri de şahsına yapılmış saldırı gibi algılarsın. Sonra üzüm yiyecekken ne ara bağcının tepesine çıkıp kafasını ezip, “Bundan niye şarap olmuyor?” diyoruz.

YA BEN BİR ROBOTSAM

Budist rahipleri bile tapınağa ulaşmak için tırmandıkları yolda sadece sayısız basamaklar beklemiyor artık. Ne yana baksalar; yanıp sönen ışıklar, gözlerinin önüne ard arda perde gibi inen rengarenk pencerecikler ve kulaklarından girip zihinleri allak bullak ederek âdetâ düşünceleri uyuşturan bir hengâme. Bir adım ötesini dahî arzulayan herkesin başına belâdır bu durumlar. 

DÜŞLER ÜLKESİNİN MERKÜRVARİ GELGİT AKILLISI

Kendisi evrenin adeta sabah metrobüsünü kaçırmamak için koşturan memur kılıklı kâtibidir. İşte bu hızlı ve öfkeli kâtibin yeryüzündeki izdüşümü niteliğinde bazı insanlar vardır ki; onlar tam anlamıyla düşler ülkesinin o sağı solu belirsiz, nev-i şahsına münhasır "gelgit akıllı" sakinleridir.