ALAMETLERİ SIRALAMA BİLGELİĞİ

ALAMETLERİ SIRALAMA BİLGELİĞİ
UĞUR CANBOLAT

AHLÂK-I HASENE erleri, hiyerarşik bakış bilincine ulaşan kişiler arasından çıkar. Bu bütünlük ilkesini işletmek demektir. Tekilleri bilmek ve bunların hakkını vererek tümele ulaşmak şeklinde de ifade edebileceğimiz bu yaklaşımdan asla uzak düşmek istemezler. Zira bu zincirin kopması demektir.

Güzel ahlak yolcuları müşahedeleriyle bilirler ki, tümele ulaşmayıp tekilde kalanlar bir süre sonra zincirin elinde kalan halkasını hakikatin bütünü olarak görmek gibi bir yanılgının mahkûmu olurlar. Tek halkayı gerçeğin tümü olarak görenler muhataplarının da aynı şeyi yapması halinde karşılıklı hakikat davası güderken hakikat savaşlarına girişirler. Her biri sadece kendi elindeki halkanın hakikat olduğu kesin inancına sahip olduğunda kendini “Kurtulanlar zümresinde” gördüğünden başkalarını necat bulan değil sapkın olarak tarif etmeye başlar ki, tarih bu nevi meşrep savaşlarıyla doludur.

Yüksek erdem yolcuları bu acı azabın çarkına yakalanmamak için alametleri tertip etmeye özel bir ihtimam gösterirler.

Güzel ahlak yolcuları tefekkür etmenin veriye yani alametlere dayalı olduğuna inanırlar. Derin düşünce olarak günümüz lisanıyla ifade ettiğimiz tefekkür boş boş düşünmek değildir. Akıl ile yapılır. Daha doğrusu bu neticeye aklederek ulaşılır.

Akıl ise bağlamak demektir. İki şeyi doğru biçimde tertip ederek birbirine bağlamaktır. Bunun bir düzeni olmalıdır. Hiyerarşiktir.

Aklın belirli bir mantık örgüsüyle bilgileri ve olayları birbirine bağlaması ancak sağlam bir esasa dayanarak mümkün olur. Bu ise vahiydir.

Yüce kitabımız bizlere düşünme disiplini kazandırır. Kavramların birer alamet olduğunu öğretir. Kavramlar arasında sahih ilişkinin tesis edilebilmesi kişinin vahiyden ne seviyede doğru yararlandığı ve onun uygulayıcısı olan Fahr-i Kâinat Efendimizin yaşam pratiklerini ne derece anlayıp kavradığına bağlıdır.

Yüksek erdem yolcuları kavramlar arası ilişkiyi tefekkür olarak tanımlarken her iki kavram arasının marifet olduğunu bilir. Bunların sonucunda tümel yargıya varmanın ilim olduğunu kavrar. Onlara göre ilim anlamsız malumat ve bağlamsız bilgi olmaktan ötedir.

Akıl verileri belirli bir düzen içinde vahyin öngördüğü şekilde düzene koymayı ilim olarak tarif eden güzel ahlak yolcuları, cehaletin düzene konulamayan, tertibe tâbi tutulamayan, bağlamsız ve amaçsız kalmak olduğunu da idrak ederler.

Onlara göre cehalet, aklın dolanıklığıdır. Bilgisizlik demek değildir.

Yine onlara göre hiyerarşik tertip; malumat, marifet, ilim ve irfan şeklinde sıralanır.

Bu sıralamaya uymadan kendisini hakikatte görenlerden elini yıkar, onlardan uzak durur.

Madde olmadan mânâ doğmaz.

Malumatların veya bilgilerin yüksek bir hünerle ve derin bir hikmetle ilme dönüştürülmesinden sonra irfaniyet doğar. Hakikate bu kapıdan girilir.

Ey hakikat yolunun alametleri sıralama bilgeliğine erişmek isteyen yolcusu!

Sen de eğer güzel ahlak yolcuları gibi istikamet üzere yürümek istiyorsan evvela yüce kitabımızdan öncelikler fıkhı konusuna odaklanmalısın.

Hiyerarşik bakışa ulaşmalısın. Sıralamanın atlanamayacağı bilgisini kabullenmelisin.

Kendinden menkul “Hakikat satıcılarının” cezbedici cerbezelerine aldanmayacak seviyede bir kendilik bilincine ulaşmalısın.

Tekil ve tümel kavramlarını hazmetmelisin. Tekilleri tümelmiş gibi sunan “İman hırsızlarına” iltifat etmemelisin.

Kendi vehmini hakikat olarak sunana cisimleşmiş şeytanları anında teşhis edip gereğini yapmalısın.

Mânâ ittifakı oluşturamamış işportacıların tezgâhın başındaki bağırmalarına kulak asmamalısın. Yoksa bu felaketin olur. Bilgileri düzene koyamamanın, hiyerarşiye tâbi tutamamanın ve bunun neticesinde aklı dolaşık olmanın cehalet olduğunu bir an bile hatırından çıkarmamalısın. Müstakim olmanın ancak bu azimle elde edilegeleceğini bir kere daha kalbine yazmalısın. Yoksa senin sıralayamadığın bilgiler seni sürüleştirecek ve sonlara yazacaktır.

Yazıyı Beğen :     0
Paylaş :