NETLİK BİLİNCİ

NETLİK BİLİNCİ
UĞUR CANBOLAT

AHLÂK-I HASENE erleri, netlik bilincine ulaşmış kişiler arasından çıkarlar. Bu mesele onlar için çok belirleyicidir. Zira tersi, duruma göre vaziyet almak anlamına gelir. Bu ise iman ehline uzak bir tutumdur.

Güzel ahlâk yolcuları kesin kanıt olan yüce kitabımıza dayandıklarından şüpheden uzaktırlar. Tereddüdün kuyusuna düşmezler. Kuşkudan beridirler.

Zaten Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’in şüphenin her türü demek olan “Reyb” barındırmadığını emir buyurmuştur. Kendisini vahye göre hizalayanlar bu sebeple “Flu” alanlara kısacası “Gri” bölgelere sahip olmazlar. Tam bir belirlilik yani netlik üzeredirler.

Esasen iman zaten bunu icap ettirir.

İman varsa şek ve şüphe izale olmuştur. Mutlak bir güven tesis edilmiştir.

Mü’min bu netliğe sahip olmak anlamına geldiği için “Biraz öyle biraz böyle” olmaz. Duruma göre davranma eğilimi mü’min olmak değil “Pozisyon adamı” olmayı tercih etmek mânâsına gelir ki, bu tutum “Münafıklık” olarak isimlendirilir.

Netlik mükellefiyetlik getirir. Sorumluluk almaktır. Sebep sonuç ilişkisini sağlam esaslar üzerinden yorumlayıp kavrayarak emri yüklenmek anlamına gelir.

Yol aydınlığı isteyen kişi net olmalıdır. İstikamet başka türlü sağlanamaz.

Yürüdüğü yoldan emin olmayanlar boşa yorulurlar. Emekleri karşılıksız kalır. Ziyan ehli olurlar. Bu kişiler gayretlerini de sürdüremezler. Onlara kibir dağları geçit de vermeyecektir.

Netlik bilincine erişmeyenler olayların ardındaki saklı gerçeklere ermekten kaçınırlar. Çünkü bir süre sonra net olmayan, sağlam veriye dayanmayan malumatlarını netlik makamına çıkarırlar. Geri döndüklerinde kurmuş oldukları “Yalan şatolarının” üzerlerine yıkılıp altında kalmaktan imtina ederler. Zira bunlarla mücadele ederek “Yanlışı doğrunun” içinden çekip çıkarma cehdine girişmezler.

Yüksek erdem yolcuları şüpheli duygu ve düşüncelerden uzak kalırlar.

Sağlam sorular sorarlar.

Sorunun yasaklandığı ortamları tercih etmezler. Çünkü netleştirme çalışması yapamazlar.

Soruların muhkem köprüler kurmanın malzemesi olduğu şuuruna erişmiş olanlar “Sorularla sorgulamanın” kıymetini yere düşürmezler. Evvela bu yöntemi kendilerine uygularlar. Orada burada bilgi yarışması misali sorular değil kalplerini hakikate açacak soruların sahibi olmayı tercih ederler. Bilirler ki, sağlam sorusu olmayanların ve buna sahip çıkarak sonuna kadar gitme iradesi göstermeyenlerin cevapları hak etmeyeceğine inanırlar.

Onlara göre cevaplara sahip çıkmak sorulara sahip çıkmakla mümkündür.

Güzel ahlâk yolcularına göre insanı insan kılan, fark etmektir.

Kendini soru ve sorgulamalarla fark eden kişi giderek netlik kazanır. Yaratıcı nezdindeki konumunu öğrenir ve sabitler. Bu sabite üzerinden evvela kendini ardındansa kâinat kitabını okumaya başlar. Bu bütüncül okuma serüveni kişinin içinde bulunduğu kuşku sislerini dağıtır. Aydınlanır. Bakışı netleşir. Mesafe ayarları yapmaya muvaffak olur.

İnsan kıvam bulup netlik kazanana kadar elbette değişir. Değişmelidir.

Netlik bulmak değişmezlik değildir.

Ahlâk-ı hasene erleri, değişimlerini bir değişmez üzerinden sağlarlar. Bu ise vahiydir.

İlahi kelamı değişmez ilke kabul eden yüksek erdem tâlipleri bu değişmez sabite üzerinden kendilerini sürekli değişime tâbi tutarak netleşirler.

Ey hakikat yolunun kendini değişime tâbi tutarak netleşmeye çabalayan yolcusu!

Bu yol uzundur. Meşakkatlidir. Çileyi göze almayı zorunlu kılar.

Sen de güzel ahlâk yolcuları gibi selamet sahiline erişmek istiyorsan öncelikle değişmez sabiteni belirlemelisin. Bütün değişimini ve netleşme çabanı bu değişmez üzerinden gerçekleştirmelisin. Yoksa değişmen doğruluk yönünde olmayacağından buna hak üzere değişmek ve netleşmek denemez. Ancak şüphelerin anaforunda boğulmak denebilir.

Unutmamalısın ki, bir değişmez üzerinden değişip netleşmeyenler bir müddet sonra kendi boşluklarını temelsiz hayalleriyle doldurup yalancı tatmin duygusu yaşamak için net olanı bozmaya, kesin emirleri yüklenmek yerine onları mübah görmeye başlar ve “Kavram tahrifine” yönelirler. Farkında olarak veya olmayarak “İbahi” denilen netleri netlikten çıkartıp hevasına göre çekiştirip tevile yönelenlerden olurlar.

Güzel ahlâk yolcuları için kalbini öldürmek ve amelini zayi etmek anlamına gelen bu tuzağa düşmemek canı ateşten kurtarmak demektir.

Yazıyı Beğen :     0
Paylaş :