GİRİŞ

Kendilik Bilinci

Gözlem / İlim / Şahitlik

KENDİLİK BİLİNCİ OKULU

İNEKTEN KURTULDUK, NEFİSTEN KURTULAMADIK

Zor gerçekten; insanlar neler çekmiş. “Bunlar cahil” diyorsun… Peki şimdi çok mu farklı? Açıkça olmasa da sayısız tanrı var artık. O kadar şeye tapılıyor ki eskiler masum kalır. Onlar ne biliyorsa onunla yaşadı.

HERKESİN KABI VAR, AMA MENÜ SÜRPRİZ

Her şeyden ve her yerden, dilediği yerden ve dilediği vasıtayla tecelli eder. Buna mukabil işiten ve okuyan bireyler farklı şekillerde idrak ederler. Herkes, Allah’ın elindeki vasıtalarla hem büyük bir şükran içinde olur hem de kibirlenmekten korunur. Bu, muhteşem bir hâl; küçük prens.

YOL- OL- O

İnsanın kutlu yolculuğu, dağlardan gelen sular gibi nasibiyle buluşana kadar; türlü yerlerden, zorluklardan ve kolaylıklardan, neşelerden ve ıstıraplardan geçerek ilerler.

KAFALAR PATETES

Mest-i cânân olmuşlar, bülbül gibi şakıyorlar. Derdiyle, gamıyla yanan gönülleri divane olmuş. Mutlu, kutlu, şerefli; etrafı aydınlatan birer ulu şahsiyete dönüşmüşler. Ondan gayrı bir düşünce mümkün değil. Onları kodlayacak tek şey Cenab-ı Hak.

GERGİN GERİLLA

Karşımda, tozun ve dumanın içinden bana bakan bir çift göz vardı. Ama bu gözler bir heykele ya da bir düşmana ait değildi. Kristal bir berraklıkla parlayan devasa bir ayna, az önce ektiğim tüm o kibri, korkuyu, kıskançlığı ve öfkeyi yüzüme çarpıyordu.

YAĞMURLU BİR SABAH

Sen, Allah'ın nazargâhı olan; temiz, nurdan ve nur üstüne nur olan insan-ı kâmilin "esas akıl" dediği yeri, inşirah suyuyla yıkayıp onun sevgisi, muhabbeti ve nuru ile doldurursan; geriye bunları düşünecek bir zerre bile kalmaz. Kalmadığı gibi sen bile kalmazsın.

HEDEF ŞAŞIRTMA

Anlamıyorum diye anlamazsın. Her olayı bu kadar kişisel algılarsan hadiseleri de şahsına yapılmış saldırı gibi algılarsın. Sonra üzüm yiyecekken ne ara bağcının tepesine çıkıp kafasını ezip, “Bundan niye şarap olmuyor?” diyoruz.

DÜŞLER ÜLKESİNİN MERKÜRVARİ GELGİT AKILLISI

Kendisi evrenin adeta sabah metrobüsünü kaçırmamak için koşturan memur kılıklı kâtibidir. İşte bu hızlı ve öfkeli kâtibin yeryüzündeki izdüşümü niteliğinde bazı insanlar vardır ki; onlar tam anlamıyla düşler ülkesinin o sağı solu belirsiz, nev-i şahsına münhasır "gelgit akıllı" sakinleridir.

ÇİĞ BADEM

Bir insan, hepimize söylüyorum, çölde yürürken; o boşlukta, o hiçlikte, kum ve güneşin olduğu bir yerde yürürken nasıl oluyor da koca bir şehri zincire takıp çekmeye çalışıyor?

İZANSIZ EGONUN MİZANI

Şahsiyetli olmak, işte bu iki uçurumun tam ortasında, sırat-ı müstakim üzere bir duruş ahlakı geliştirmektir. Kendi sınırlarını bilmek, başkasının hududuna hürmet etmekle başlar. Zira kendi hukukunu koruyamayanın başkasına adaletle muamele etmesi ham bir hayalden ibarettir.

TERSİNE MÜHENDİSLİK

Kime ne diyeceğimizi şaşırdık. Yukarısı bıyık, aşağısı sakal. Hepsi bizim ama durum enteresan. Elbette kesin bir hat çizerek diyeceğini diyenler oldu. Lakin vehmin getireceği sonuçlar çok masumane kalmayabiliyor. En büyük zararı ise vehmi yaşayan görüyor; ondan sonra etrafına sıçrıyor, eski İstanbul yangınları gibi.