ESARET
ESARET
SERKANT DERVİŞOĞLU
Gri bulutlar gökyüzünü sarmış, pencerenin camında yağmur taneleri… Sonbaharın gelişi yaprakları döküyor. Bir döngü bitiyor, yenisi başlıyor. Yaprakların aslına, havada koşarak geldiği vatana, sevinç içinde, kurumuş, benzi atmış bir hâlde toprağa düşmesi ve teslim olması muazzam bir hadise. Sanki esaretten kurtulmuş; bağlı olduğu daldan kopması, coşkuyla uçarak rüzgârın onu savurduğunu bile düşünmeden gitmesi…
Hayatın bize gösterdikleri, görebilen için bir uyanış ve içselleştirme fırsatı. Bunun niyetinde olmak, başlangıçlar ve yaşamımıza geçmesi çok önemli adımlar. Esaretten kurtulmak için çabalamak ve gayretin içinde samimi ve riyasız bir şekilde olmak çok önemli. Cenâb-ı Hak:
“Ey Peygamber! Elinizde bulunan esirlere de ki: Yüce Allah kalbinizde hayır bulunduğunu bilirse, sizden alınandan daha iyisini size verir. Sizi bağışlar. Allah bağışlayandır, esirgeyendir.” (Kur’an, sûre: 8)
Sizler de bu âlemde esir olmadığınızı düşünmeyin; bizler de esiriz. Malımız, mülkümüz, sahip olduklarımız, “Ben böyleyim.” deyişlerimiz, egoistliğimiz, hükmediciliğimiz, güvensizliklerimiz, konfor alanlarımız, elimizdeki telefonlar… Belki de seni gerçekten var eden şeyler ne ise, Allah dışında ve onların elinden gittiğinde büyük çöküşler, isyanlar çıkardığımız ne varsa onların esiriyiz.
Yurt dışında bir deneyde, ellerinden telefonu alınan insanların verdiği tepkileri ölçüyorlar ve tablo korkunç: Depresyon, anksiyete, türlü problemler peyda oluyor insanda. Bir de bu süre günler falan değil, kısa süreler küçük prens.
Biz şimdi kendimize özgür mü diyoruz?
Zannetmiyorum. Eğer sen bunların esiri olmadığını gösteren hâller sergilemeye başladığında, yani bu bağımlılığından kurtulmaya niyet edip bunu eyleme döktüğünde, Allah sana daha iyisini vereceğini söylüyor.
Esir psikolojisi çok tehlikeli. Mesela Roma döneminde bir adam esiri azat ediyor. Bir esir için büyük lütuf; özgürleşecek. Malum, eski sahipleri esirleri üzerinden her şeyi yapmaya muktedir kişiler; aklına gelen her şeyi yapıyor ahlaksız herifler. Bundan kurtuluyor esir ve serbest kalınca şaşırıyor, eli ayağı dolaşıyor ve ne yapacağını şaşırıyor. Gidip sahibine yalvarıyor: “Beni tekrar al.” diye. Çünkü başka bir şey bilmiyor zavallı.
Özgürlük ve esaretten kurtulmak fikri, yani teoride çok hoş ama gerçekten bunu istiyor muyuz?
Mesela, “Bunlar beni niye hep buluyor, nereden çıkıyor bu konular? Yıllardır bitmedi.” gibi… Tevcih pilavı gibi sürekli aynı şeyleri konuşup duruyoruz. Belki sen bunları sürekli konuşmak ve kaos, problem istediğin için de yaşıyor olabilirsin ki gerçekten böyle; çekiyorsun kendine ve şikâyet ediyorsun, konuşacak bir şey buluyor ve var oluşunu gösteriyorsun. Gerçekten çözülmesini istemiyorsun. Bu da bir esirlik. O kadar çok türü var ki bu esaretin.
Geçen bir test sürüşüne gittim. Adamın Harley-Davidson marka kocaman bir motoru var; dört yüz elli kilo. Mağazanın önünde park etmiş. Kalabalığız, kaldırımdayız. Motoru, biz de yanındaki masaya oturunca dikkatimizi çekti. Ön tekerde bir asma kilit, bir tane disk kilidi, bir tane zincir vardı. Hayretler içindeyiz: Kim, nasıl alır bu motoru? Neden ya? Bilmediğin yer olur, anlarım. Sen nasıl motorunu bırakıp gidip başka motoru sürdün? Aklın oradaydı herhâlde.
Zihni meşgul eden her şey seni esir alır. Bir takım şeyleri paramızla rahatlıkla alıyoruz diye âlemin kahramanı sanmayalım kendimizi. Onlar bize sahip. Onların birer araç ve hakikate götüren vasıtalar olduğunu unutmayalım ve ümidimizi kesmeyelim.
Yoldaki her tabelaya öyle bakarsak bir yere gidemeyiz. Yolumuzu şaşırır, kendimizi kaybederiz, küçük prens.
Bir sana bir de esiri olduğun dünyaya bak – Niyazi Mısri











Yorumlar