BELİRLİLİK BİLİNCİ
Güzel ahlak yolcuları “La Reybe Fiha” âyetini Kur’an’da belirsizlik olmadığı şeklinde anlarlar. Şek ve şüphenin belirsizlik demek olduğunda tereddüde düşmezler.
Gözlem / İlim / Şahitlik
Güzel ahlak yolcuları “La Reybe Fiha” âyetini Kur’an’da belirsizlik olmadığı şeklinde anlarlar. Şek ve şüphenin belirsizlik demek olduğunda tereddüde düşmezler.
Güzel ahlak yolcuları isimlendirme ve kavramlaştırma meselesinde hassas olduklarından dinlediklerini ve okuduklarını tahlile tâbi tutarlar.
Aklı olmayanın teklife muhatap olamadığı gerçeğinin biliniyor olmasına rağmen yine de akla yönelik olumsuz söylemlerde bulunanlara itibar etmez ve geçerli saymazlar. Bu yönde yaklaşanların hangi tür görüntüye bürünürlerse bürünsünler, ne yönde söylemler geliştirirlerse geliştirsinler kenara koyar kendi yollarına devam ederler.
Konuşmak iletişim demektir. Bir başka ifadeyle beyandır. Bildirişimdir. Diğer varlıklarla sessiz iletişim şeklinde cereyan ederken insanlarla sözeldir. Kelimelerle yapılır.
AHLÂK-I HASENE erleri, takdir, takdis ve tahkir bilincine ulaşmış kişiler arasından çıkarlar. Bu üç önemli kavramın yerli yerine oturması ve bunun gereğini ifa etmek onlar için ehem mühim meselesidir.
Kurucu metin hayatın her alanında kurucudur. İnsanlığa ipuçları sunar. Hedefler koyar. Dil, tarih, düşünce, kozmoloji, astronomi, anatomi ve yaşamın diğer her safhasını alakadar eden âyetlere odaklanmalısın ki, ilim münafıklarının yalanlarından canını kurtarabilesin.
İlim ve hikmetin cemedilmiş membaı olan Nebi’lerin Kur’an-ı Kerim’de sunulan hayatlarına odaklanıp tahliller yapmalısın.
Hasılı güzel ahlak yolunun mümtaz bir tilmizi olmak istiyorsan mutlak ve mukayyed bilincine erişmekten başka çaren yoktur. Peygamberlerin vahye karşı tutumlarını dikkatle incelemen bile bunu idrak etmen için yeterlidir.
AHLÂK-I HASENE erleri, neye uyacakları konusunda zihni berraklaşmış insanlar arasından çıkarlar.
Onlar her daim netlikten yanadırlar.
AHLÂK-I HASENE erleri, cehalet ergenliğinden manevi erginliğe geçebilenler arasından çıkarlar. Doğru yolu izleme bakımından aklını kullanmakla elde edilen bir olgunluktur.
AHLÂK-I HASENE erleri, anlayarak kitaplarına iman edenler arasından çıkarlar. Her ne pahasına olursa olsun anlayarak kutsal metinlerini kaybetmemek için mücadele verirler. Anlamadığın hiçbir şey senin değildir. Anlamak aidiyeti destekler.
İman ve ikrarın ihbara yani Nebi’lerin haberlerine tam bir teslimiyetle yönelmekle mümkün olacağını unutma.
AHLÂK-I HASENE erleri, kendisini kendiyle tüketmeyen insanların arasından çıkarlar. Onlar bilirler ki, iman ve ikrarla kendini kemale erdirmeyenler kendileriyle tükenip giderler.
AHLÂK-I HASENE erleri, hayat-ı tayyibe üzere yaşayanlar arasından çıkarlar. Onların en
büyük gayesi tayyip yani iyi, güzel ve hoş bir hayat yaşamaktır. Zira onlar biliyorlar ki, yüce
yaratıcımız bizi yaşadıklarımız üzerinden ödüllendirmektedir.
AHLÂK-I HASENE erleri, kıvamında bir hayat sürmeyi esas alanlar arasından çıkarlar. Bu, denge demektir. Olgunluk yani kemâlat üzerinden teraziyi tutmak anlamına gelir.
Aklın ve kalbin ortak süzgecini kullanırlar. İltimas geçmezler. Bu kurala uymadıklarında analiz yapamayacaklarını bildiklerinden görevden kaçmazlar. Ama obsesyona da dönüştürmezler.